Medimakslı Ol
MediMAKS
Alışveriş sepetinizde ürün yok.
RSS

'2022' 'Ocak' blog yazısı

TIP EĞİTİMİ ULUSAL ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI (UÇEP) İLE UYUMLU TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS): NE ANLAMA GELİYOR?
TIP EĞİTİMİ ULUSAL ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI (UÇEP) İLE UYUMLU  TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS): NE ANLAMA GELİYOR?

Bilindiği üzere yakın bir zamanda TUS için yapılabilecek düzenlemelerde“Sorularınçekirdek müfredattan sorulması, dershanelerdeki küçük nüanslarla farklılığın oluşturulmasının önüne geçilmesi”gibi bir değerlendirme yapılınca konu ile ilgili tıp camiasında eskiden beri süregelen TUS tartışmaları yeniden alevlendi. Açıkçası bu değerlendirmeye yıllardır hem ÇEP hem TUS konusu ile ilgilenen akademisyenler olarak birçokları gibi biz de şaşırdık. Halen öğrenci veya mezun durumunda olan birçok genç meslektaşımız da acaba ne olacak, nasıl bir değişiklik beklenebilir diye beyin fırtınasına başlayınca konu ile ilgili bir değerlendirme yapmak uygun olur diye düşündük.

Öncelikle ÇEP veya UÇEP nedir, kısaca açıklayalım. ÇEP ülkemizdeki tıp fakültelerinden, hangi sistem veya program uygulanırsa uygulansın, temel bilgi ve becerilere sahip hekimler yetişebilmesi için oluşturulmaya çalışılan bir müfredattır. İlk olarak 2000’li yılların başında oluşturulmaya başlanmış, 2014 ve en son 2020 yılında Tıp Dekanlar Konseyi tarafından oluşturulan bir komisyon tarafından revize edilmiş ancak uygulamaya geçmesi pek de mümkün olmamış bir programdır. Bu programda ağırlıklı olarak tıp fakültesi mezunun acil müdahale, ön tanı, tanı, tanı-tedavi ve izlem yapması gereken klinik durumlar ve kazanılması gereken beceriler sıralanmıştır. Temel bilim müfredatına yönelik bir düzenleme yoktur.  

Şu anda çoğu tıp fakültesinde uygulanmakta olan eğitim programlarına baktığımızda teorik olarak ÇEP’ten çok farklı bir şey olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabii bireysel olarak dersi anlatan hocaya bağlı olarak bazen aşırı detaya girildiğini ve esas verilmesi gereken bilgilerin gölgede kaldığı durumları da sıklıkla görebilmek mümkün. Fakat bizce bu durum ÇEP ile değil, eğiticilerin eğitimi ile aşılacak bir durum. Genel olarak ÇEP’i olumlu ve gerekli bir düzenleme olarak gördüğümüzü belirtmeliyiz. Ancak hiç şüphesiz toplum olarak kanun ve program yapmadaki beceri ve başarımızı bunların uygulanması noktasında gösteremediğimiz malum. Diğer taraftan gerekli alt yapı ve eğitim imkanları oluşturulmadan farklı amaçlarla gelişigüzel açılan bu kadar tıp fakültesinin eğitim kalitesi sorununu ne ÇEP ne de başka bir uygulama ile düzeltmek bu noktada pek mümkün görünmüyor. 

TUS’a gelince, ne kadar eksikleri veya eleştirilecek yönleri olsa da, ülkemizde 35 yıldır uygulanmaya devam etmeyi başarmış, objektifliğini ve adil oluşunu halen koruyabilen nadir sınavlardan biri. Klinik soruları incelediğimizde bu soruların amacının ve geldiği konuların ÇEP’te belirtilen hedeflerden çok farklı olmadığını da söyleyebiliriz. Tabii ki her sınavda ayırt ediciliği sağlayabilmek için belli oranda bazı detay konulara yer vermek gerekecektir. Aksi takdirde geçmişte başka sınavlarda örneğini de gördüğümüz, binlerce öğrencinin tüm soruları cevapladığı ve nasıl yerleştirme yapılacağına şaşırıp kalınan durumlarla da karşılaşabiliriz. 

Sonuç olarak; yazının başındaki değerlendirmeyi tekrar ele aldığımızda, bu değerlendirmenin sınavın %50’sini oluşturan temel bilimler ile zaten bir alakası olmadığı aşikar. Diğer taraftan klinik bilimler için de maalesef bu değerlendirmeler pratikte pek bir anlam ifade etmiyor.  Sevgili meslektaşlarım, özetle bu tartışmalardan makul her hangi bir sonuca varmak mümkün görünmüyor ve kısa vadede uygulamada pek bir değişiklik olacağa benzemiyor. Bu nedenle TUS gibi zorlu bir sınava, ne denirse densin, sıkı bir şekilde ve doğru kaynaklarla çalışmak gerekiyor. Sanırım elimizdekiler içinde değişmeyecek tek gerçek bu...

Başarılar diliyoruz...

Medimaks Dahiliye Eğitmenleri 

TIPTA YANDAL UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (YDUS) - 2
TIPTA YANDAL UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (YDUS) - 2

Kimler YDUS sınavına başvurabilir?

  1. Sınavın yapılacağı ana dalda uzman ünvanını almış olmak

  2. Meslek ve sanatını uygulamasına ve uzman olmak istediği dalda çalışmasına engel teşkil edebilecek bedeni ve ruhi bir hastalığı olmamak.

YDUS'de yabancı dil zorunluluğu var mıdır?

Hayır

Devlet hizmet yükümlülüğü yaparken YDUS'ye girilebilir mi?

Evet

Ne zaman YDUS sınavına girebilirim?

Yan dalda eğitim yapmak üzere asistanlık sınavına girebilmek için Devlet hizmeti yükümlülüğünün tamamlanmasına 9 aydan daha az bir süre kalmış olması veya bitmiş olması gerekmektedir

Yan dal eğitimime ne zaman başlayabilirim?

Uzmanlık eğitimine başlanabilmesi için de Devlet hizmeti yükümlülüğünün tamamlanması şarttır.

Hangi durumlarda YDUS'de puan kesintisi olmaktadır?

Aşağıdaki hallerde adayların puanlarından %2 kesinti yapılmaktadır

  1. Uzmanlık eğitimine devam etmekte iken sınava girildiğinde,

  2. Uzmanlık eğitimine devam etmekte iken istifa edenlerin istifalarını takip eden ilk sınavda*,

  3. Bir uzmanlık programına yerleştirildiği hâlde eğitime başlamayanların takip eden ilk sınavda*.

* “takip eden ilk sınav” ibaresinden kasıt, adayın başvuracağı ilk sınav değil, istifayı takip eden veya yerleştiği halde eğitime başlanılmayan süre içinde ÖSYM tarafından uygulanan ilk sınavdır.

YDUS sınav sonuçları ne kadar süre ile geçerlidir?

YDUS yerleştirme sonuçlarına göre bir uzmanlık eğitimi programına yerleştirilen adayların hakları yalnız bir sınav dönemi için geçerlidir.

TIPTA YANDAL UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (YDUS)
TIPTA YANDAL UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (YDUS)

YDUS Nedir?

Tıptauzmanlık eğitiminden sonra bazı branşlarda,Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri veya tıp fakültelerinde daha ileri seviyedeYan Dal Uzmanlık Eğitimigörmek isteyen adaylar içinana dal uzmanlık eğitiminden sonra yapılan sınavdır.

Sınav nerede yapılmaktadır?

Sınav 2007 yılından itibaren Ankara'da önceden yılda 2 kez yapılmakta iken son zamanlarda ise yılda 1 kez yapılmaktadır.

Sınav hangi branşlarda yapılmakta? Sınavda kaç soru sorulmakta? Sınav süresi ne kadardır?

Bazı branşlarda sadece çoktan seçmeli 80 soru sorulmakta ve sınav süresi 100 dakikadan oluşmaktadır

Çoktan seçmeli soruların sorulduğu branşlar:

• İç Hastalıkları

• Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

• Anesteziyoloji ve Reanimasyon

• Genel Cerrahi

• Kadın Hastalıkları ve Doğum

 

Bazı branşlarda ise açık uçlu sorular sorulmakta. Bu branşların sınavlarında en az 20 soru sorulmakta ve sınav süresi 60 dakikadan oluşmaktadır.

Açık uçlu soruların da yer aldığı branşlar:

• Çocuk Cerrahisi

• Deri ve Zührevi Hastalıkları

• Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

• Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon

• Göğüs Hastalıkları

• Halk Sağlığı

• Kalp ve Damar Cerrahisi

• Nöroloji

• Ortopedi ve Travmatoloji

• Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

• Radyoloji

• Tıbbi Mikrobiyoloji

• Tıbbi Patoloji

• Üroloji

 

Hangi anadalın hangi yandalları mevcut? Eğitim süreleri nekadar?

 

Anadal

Yandal

Eğitim süresi

İç Hastalıkları

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

3

 

Gastroenteroloji

3

 

Geriatri

3

 

Hematoloji

3

 

İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları

3

 

İş ve Meslek Hastalıkları

3

 

Nefroloji

3

 

Tıbbi Onkoloji

3

 

Yoğun Bakım

3

ÇocukSağlığı ve Hastalıkları

Çocuk Acil

3

 

Çocuk Endokrinolojisi

3

 

Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları

3

 

Çocuk Gastroenterolojisi

3

 

Çocuk Genetik Hastalıkları

3

 

Çocuk Göğüs Hastalıkları

3

 

Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi

3

 

Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları

3

 

Çocuk Kardiyolojisi

3

 

Çocuk Metabolizma Hastalıkları

3

 

Çocuk Nefrolojisi

3

 

Çocuk Nörolojisi

3

 

Çocuk Romatolojisi

3

 

Çocuk Yoğun Bakımı

3

 

Neonatoloji

3

 

Gelişimsel Pediatri

3

Anesteziyoloji ve Reanimasyon

Algoloji

2

 

Yoğun Bakım

3

Genel Cerrahi

Cerrahi Onkoloji

2

 

El Cerrahisi

2

 

Gastroenteroloji Cerrahisi

2

 

Harp Cerrahisi

2

 

Yoğun Bakım

3

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi

3

 

Perinatoloji

3

Çocuk Cerrahisi

Çocuk Ürolojisi

3

Deri ve Zührevi Hastalıkları

İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları

3

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Epidemiyoloji

2

 

Temel İmmünoloji

3

 

Yoğun Bakım

3

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon

Algoloji

2

 

Romatoloji

3

Göğüs Hastalıkları

İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları

3

 

İş ve Meslek Hastalıkları

3

 

Yoğun Bakım

3

Halk Sağlığı

Çevre Sağlığı

2

 

Epidemiyoloji

2

 

İş ve Meslek Hastalıkları

3

Kalp ve Damar Cerrahisi

Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi

2

Nöroloji

Algoloji

2

 

Klinik Nörofizyoloji

2

 

Yoğun Bakım

3

Ortopedi ve Travmatoloji

El Cerrahisi

2

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

El Cerrahisi

2

Radyoloji

Çocuk Radyolojisi

2

Tıbbi Mikrobiyoloji

Temel İmmünoloji

2

 

Tıbbi Mikoloji

2

 

Tıbbi Parazitoloji

2

 

Tıbbi Viroloji

2

Tıbbi Patoloji

Sitopatoloji

2

Üroloji

Çocuk Ürolojisi

3

 

TUS'A NASIL HAZIRLANALIM-1
TUS'A NASIL HAZIRLANALIM-1

Değerli hekim ve hekim adayı arkadaşlarım.

Tıp gibi zor, özveri gerektiren, hayat boyu öğrenmek ve öğrendiğimiz bilgileri uygulamak zorunda olduğumuz bir fakülteyi seçtik. İlk başta yani daha birinci sınıftayken hayalimizde belki de neredeyse   'hastalar sedyeyle bize geliyor ve yanımızdan Usain Bolt olarak çıkıyordu' diye vasıflandırabileceğimiz bir ‘doktor’  algısına sahiptik. Diğer bir deyişle okula ‘profesör doktor’ olarak başlamıştık. Her geçen sene dersleri görüp mesleğin gerçeklerini öğrendikçe ayaklarımız yere biraz daha sağlam basmaya başladı. Her sene bir kademe aşağı düştük. İkinci sınıfta ‘doçent doktor’,  üçüncü sınıfta ‘yardımcı doçent doktor’, dördüncü sınıfta ‘uzman doktor’, beşinci sınıfta   ‘pratisyen doktor’, altıncı sınıfta oradan oraya koşturan‘intörn doktor’olduk. Bitirdiğimizde ise doktor olmanın gururunu kendimize ve sevdiklerimize yaşatmanın yanında   ‘hasta gelince ne yapacağım, ilaç isimlerine hâkim değilim. Eyvah eyvah!’  diye düşünür hale geldik. Bu anlattıklarımı tüm meslektaşlarım -kısmen de olsa- yaşamıştır. Çok güzel, faydalı, -her ne kadar değeri tam olarak bilinmese ve fedakâr meslektaşlarımız pek çok kendini bilmez kişi tarafından saldırıya maruz kalsa ve hak ettikleri ücreti alamasalar da- gurur duyulacak bir iş yaptığınızdan hiçbir şüpheniz olmasın. Unutmayın ki siz yeryüzündeki en değerli varlığın yani insanın sağlığını devam ettirme görevini üstlendiniz. Varsın bazı ‘tilkiler’  sizinle kadir kıymet bilmezlikleri veya kıskançlıklarından dolayı uğraşsın.   Onların da ‘kürkçü dükkânı’ siz olacaksınız. 

Bizim mesleğimizin zorluk ve sıkıntıları daha üniversiteye hazırlanırken başlar. Canınızı dişinize takar, gece gündüz çalışır, sosyal hayatınızdan, hobilerinizden, uykunuzdan,… yani o yaşta canınızın istediği neredeyse her şeyden fedakarlık yapar, yoğun bir tempoyla çalışır ve tıp fakültesini kazanırsınız. Özellikle ODTÜ, Bilkent ve Boğaziçi gibi kalite konusunda önde gelen ve yoğun eğitimiyle bilinen bazı üniversitelerin seçilmiş bölümleri istisna tutulursa herkes için ders çalışma üniversiteyi kazanınca neredeyse ‘biter’. Dersi dinleyip son gün kısa bir tekrarla kolayca sınıflarını geçerler. Ama tıp öğrencisi için ders çalışma asıl şimdi başlamıştır. Birinci sınıfta liseden de edindiği bilgilerle ilk dönemi biraz daha rahat geçirse de ikinci dönemde anatomi, fizyoloji ve histolojiyi kısmen de olsa görerek tıp fakültesinin ağırlığını hissetmeye başlar. İkinci sınıfta bu derslerin tamamıyla beraber biyokimya ve mikrobiyolojiyi, üçüncü sınıfta patoloji ve farmakolojiyi görerek ağırlığı iyice hisseder ve klinik bilimlere giriş dersiyle de yavaş yavaş hastayla bağlantı kurmaya başlar. Dördüncü ve beşinci sınıfta stajdan staja koşan ‘stajyer doktor’dur. Son sınıfta ise hem bu bilgileri pekiştirmek, hem de ilerideki hayatına hazır hale gelmek zorundadır. 

Öğrencilik devam ederken özellikle stajyerlik döneminden itibaren tıp öğrencisinin karşısına cevap vermek zorunda kaldığı bir soru çıkar. Hayatına pratisyen hekim olarak mı devam edecektir, yoksa uzmanlaşacak mıdır? A seçeneğine karar verenler -yine hayat boyu çalışma, öğrenme ve bilgilerini güncel tutma zorunluluğu hariç- biraz daha rahat olurlar. Pratisyen hekimlik çok değerlidir. Özellikle koruyucu hekimliğin faydası tartışılmaz. İnsanların hasta olmasının önüne geçme hastalandıktan sonra tedavi etmeden kesinlikle daha değerlidir. Ancak pek çok şeyde olduğu gibi bu hekimlik şekli de gereken değeri, saygıyı ve ilgiyi görememektedir. Pratisyenlikteki bu tür sıkıntılar veya hekimlerin bir alanda daha da yoğunlaşmak istemesi gibi nedenler insanları uzman olmaya yönlendirmekte ve mezun olan öğrencilerin büyük bir çoğunluğu uzman olmaya karar vermektedir. 

Bu kararı verdiğinizde karşınıza bir sınav çıkar. Tıpta Uzmanlık Sınavı, kısaltılmış şekliyle TUS. Bu, neredeyse fakültede gördüğünüz her dersten profesör seviyesinde hocalar tarafından hazırlanmış ve hangi branştan kaç tane soru sorulacağı belli olan, yılda iki kere yapılan bir sınavdır. Ancak bu sınavın şimdiye kadar girdiklerinizden bir farkı vardır. Öğrenciyken sadece ilgili branşlardan veya belli konulardan sınavlara girerken burada 6 yıllık eğitimin tamamından sınava girersiniz ama maalesef önünüzde bu kadar süre yoktur. Okul bittiği için artık doktorsunuzdur ve ailenizden maddi destek almak zorunuza gider. Evlilik hazırlığı yapıyor olabilirsiniz veya -erkekler için- askerlik zorunluluğu vardır. Yani bu sınavı kısa zaman diliminde geçmek zorundasınızdır. Bu yüzden okuldaki klasik ders çalışma yöntemlerinizi bir kenara bırakıp bu sınava yönelik özel bir programla çalışmak zorundasınız. 

TUS’a hazırlanmanın 3 anahtarı vardır:

  1. Konsantre kaynak.
  2. Bol tekrar.
  3. Göz hafızası.

Bu 3 anahtarı daha ayrıntılı anlatmaya çalışacağım diğer yazılarımızda buluşmak üzere.

Sağlıcakla kalın.

TUSMAK YA DA TUSMAMAK, İŞTE TÜM MESELE BU…
TUSMAK YA DA TUSMAMAK, İŞTE TÜM MESELE BU…

Merhaba sevgili Tusiyerler…

Sosyal medyada gezerken, hemen her gönderisinden, her halinden zorlu bir  TUS çalışmasına girişmiş olduğu anlaşılan bazı genç tusiyer meslektaşlarımın kendilerine seçtikleri bazı sosyal medya kullanıcı isimleri dikkatimi çekti. Anlaşılan bu arkadaşlar TUS çalışmayı gerçekten hayatlarına öyle bir konumlandırmışlar ki TUS kelimesinden, kendi durumlarını anlatan yeni isim fiiler üreterek bunları sadece sosyal medya kullanıcı isimlerinde değil gönderilerinde de kullanıyorlar. Evet, bu elbette yadırganacak bir durum değil. Hatırladığım kadarıyla dilimizde yoğun şekilde gerçekleştirilen eylemlerin zamanla isim fiil, sıfat fiil olarak da kullanılmaya başlanması mümkün. Üstelik bir yerde ”Tusuyorum hocam…” ifadesini görünce benim de kafam hem geçmişe gitti hem de bu konuda biraz araştırma yaptım. 

Durum şöyle ki TUS kelimesi öyle sıradan bir kelime, bir kısaltma değil.  Bana bir anda çocukluğumda kullandığımız bir kelimeyi çağrıştırdı ilk önce: “Tusmak” veya “Tusturmak”. Biz çocukken bu iki kelimeyi kümes hayvanlarını yakalarken kullanırdık ve peşinde olduğumuz hayvana “Tussssssss” diye bağırırdık, o da yakalanacağını anlayınca “tusar kalırdı”. Hani olaya bilimsellik katacağız ya ben de bu merakla ilk önce Türk Dil Kurumu’na baktım doğal olarak, tusmak diye bir fiil var mı diye. Baktım böyle bir kelime geçmiyor. Olamaz dedim, yoksa bu çocukken kullandığımız tus-mak fiili dışarıdan ithal bir kelime mi? Tıpta Uzmanlık Sınavı derken nereye geldik orası da ayrı bir olay tabii ama… Neyse ki akademisyen arkadaşım sayın Profesör Google var. Hemen ona müracaat ettim. Bir de neler göreyim!! 

Maraş söz varlığı adlı söz dizininde tusmak;  küsmek, herhangi bir azarlama karşısında yüzünü yere dikerek kızma hali, iyice eğilmek olarak geçiyor.

Sinop Üniversitesinin Sosyal bilimler dergisinde tusmak saklanmak olarak, 

Boynuyoğunlar Türkmenleri dilinde saklanmak maksadı ile arazide yatmak olarak geçiyor.

Osmaniye ilindeki bir araştırmada ise tusmak; şişmek anlamında kullanılmış.

Bunun gibi daha birçok örnekleri var ancak özet şu ki “Tusmak” ve “Tusturmak” öz Türkçe bir kelime. Kim çıkardı bu tusma işini demeyelim açıklıyorum arkadaşlar:  Maalesef bu TUS işini başımıza kendimiz açmışız. Bir nevi gerek TUS ve gerek se benzer bazı konularda bir şekilde tusturulmuşuz . 

Peki hocam, biz öğrenciler bu hastalıktan yani bir nevi  tusturulma halinden  nasıl kurtulacağız? 

Tus eğitiminde ders çalışmak amacıyla kamp yapmak veya sınava konsantre bir şekilde çalışmak için izole olmanın önemi büyük. Ancak açık ki yakalanma korkusuna benzer şekilde TUS’da da kazanamama, puan alamama korkularıyla tusup kalmamak lazım. Bir diğer ifade ile kontrolü  başka kişiye ve öznelerin eline vermek veya olayları  akışına bırakmak yerine aktif bir çalışma ve planlamayla sizi çalışmaktan alıkoyan şeyleri engelleyip sizin onları tusturmanız gerek. “Tus oğlum/kızım şimdi gezme zamanı mı, programa sadık kal, şu TUS bir geçsin ondan sonra bakarız” diyerek iradenizi kullanın. Tusma işinde - ders çalışmak amacıyla - de yalnız değilsiniz, yanınızda  MediMAKS hocaları var. Kazanmanız için elimizden gelen desteği sunmaya her zaman hazırız. 

Selamlar, başarılar…