Merhaba...

TUS'A NASIL HAZIRLANALIM-1

Değerli hekim ve hekim adayı arkadaşlarım.

Tıp gibi zor, özveri gerektiren, hayat boyu öğrenmek ve öğrendiğimiz bilgileri uygulamak zorunda olduğumuz bir fakülteyi seçtik. İlk başta yani daha birinci sınıftayken hayalimizde belki de neredeyse   'hastalar sedyeyle bize geliyor ve yanımızdan Usain Bolt olarak çıkıyordu' diye vasıflandırabileceğimiz bir ‘doktor’  algısına sahiptik. Diğer bir deyişle okula ‘profesör doktor’ olarak başlamıştık. Her geçen sene dersleri görüp mesleğin gerçeklerini öğrendikçe ayaklarımız yere biraz daha sağlam basmaya başladı. Her sene bir kademe aşağı düştük. İkinci sınıfta ‘doçent doktor’,  üçüncü sınıfta ‘yardımcı doçent doktor’, dördüncü sınıfta ‘uzman doktor’, beşinci sınıfta   ‘pratisyen doktor’, altıncı sınıfta oradan oraya koşturan‘intörn doktor’olduk. Bitirdiğimizde ise doktor olmanın gururunu kendimize ve sevdiklerimize yaşatmanın yanında   ‘hasta gelince ne yapacağım, ilaç isimlerine hâkim değilim. Eyvah eyvah!’  diye düşünür hale geldik. Bu anlattıklarımı tüm meslektaşlarım -kısmen de olsa- yaşamıştır. Çok güzel, faydalı, -her ne kadar değeri tam olarak bilinmese ve fedakâr meslektaşlarımız pek çok kendini bilmez kişi tarafından saldırıya maruz kalsa ve hak ettikleri ücreti alamasalar da- gurur duyulacak bir iş yaptığınızdan hiçbir şüpheniz olmasın. Unutmayın ki siz yeryüzündeki en değerli varlığın yani insanın sağlığını devam ettirme görevini üstlendiniz. Varsın bazı ‘tilkiler’  sizinle kadir kıymet bilmezlikleri veya kıskançlıklarından dolayı uğraşsın.   Onların da ‘kürkçü dükkânı’ siz olacaksınız. 

Bizim mesleğimizin zorluk ve sıkıntıları daha üniversiteye hazırlanırken başlar. Canınızı dişinize takar, gece gündüz çalışır, sosyal hayatınızdan, hobilerinizden, uykunuzdan,… yani o yaşta canınızın istediği neredeyse her şeyden fedakarlık yapar, yoğun bir tempoyla çalışır ve tıp fakültesini kazanırsınız. Özellikle ODTÜ, Bilkent ve Boğaziçi gibi kalite konusunda önde gelen ve yoğun eğitimiyle bilinen bazı üniversitelerin seçilmiş bölümleri istisna tutulursa herkes için ders çalışma üniversiteyi kazanınca neredeyse ‘biter’. Dersi dinleyip son gün kısa bir tekrarla kolayca sınıflarını geçerler. Ama tıp öğrencisi için ders çalışma asıl şimdi başlamıştır. Birinci sınıfta liseden de edindiği bilgilerle ilk dönemi biraz daha rahat geçirse de ikinci dönemde anatomi, fizyoloji ve histolojiyi kısmen de olsa görerek tıp fakültesinin ağırlığını hissetmeye başlar. İkinci sınıfta bu derslerin tamamıyla beraber biyokimya ve mikrobiyolojiyi, üçüncü sınıfta patoloji ve farmakolojiyi görerek ağırlığı iyice hisseder ve klinik bilimlere giriş dersiyle de yavaş yavaş hastayla bağlantı kurmaya başlar. Dördüncü ve beşinci sınıfta stajdan staja koşan ‘stajyer doktor’dur. Son sınıfta ise hem bu bilgileri pekiştirmek, hem de ilerideki hayatına hazır hale gelmek zorundadır. 

Öğrencilik devam ederken özellikle stajyerlik döneminden itibaren tıp öğrencisinin karşısına cevap vermek zorunda kaldığı bir soru çıkar. Hayatına pratisyen hekim olarak mı devam edecektir, yoksa uzmanlaşacak mıdır? A seçeneğine karar verenler -yine hayat boyu çalışma, öğrenme ve bilgilerini güncel tutma zorunluluğu hariç- biraz daha rahat olurlar. Pratisyen hekimlik çok değerlidir. Özellikle koruyucu hekimliğin faydası tartışılmaz. İnsanların hasta olmasının önüne geçme hastalandıktan sonra tedavi etmeden kesinlikle daha değerlidir. Ancak pek çok şeyde olduğu gibi bu hekimlik şekli de gereken değeri, saygıyı ve ilgiyi görememektedir. Pratisyenlikteki bu tür sıkıntılar veya hekimlerin bir alanda daha da yoğunlaşmak istemesi gibi nedenler insanları uzman olmaya yönlendirmekte ve mezun olan öğrencilerin büyük bir çoğunluğu uzman olmaya karar vermektedir. 

Bu kararı verdiğinizde karşınıza bir sınav çıkar. Tıpta Uzmanlık Sınavı, kısaltılmış şekliyle TUS. Bu, neredeyse fakültede gördüğünüz her dersten profesör seviyesinde hocalar tarafından hazırlanmış ve hangi branştan kaç tane soru sorulacağı belli olan, yılda iki kere yapılan bir sınavdır. Ancak bu sınavın şimdiye kadar girdiklerinizden bir farkı vardır. Öğrenciyken sadece ilgili branşlardan veya belli konulardan sınavlara girerken burada 6 yıllık eğitimin tamamından sınava girersiniz ama maalesef önünüzde bu kadar süre yoktur. Okul bittiği için artık doktorsunuzdur ve ailenizden maddi destek almak zorunuza gider. Evlilik hazırlığı yapıyor olabilirsiniz veya -erkekler için- askerlik zorunluluğu vardır. Yani bu sınavı kısa zaman diliminde geçmek zorundasınızdır. Bu yüzden okuldaki klasik ders çalışma yöntemlerinizi bir kenara bırakıp bu sınava yönelik özel bir programla çalışmak zorundasınız. 

TUS’a hazırlanmanın 3 anahtarı vardır:

  1. Konsantre kaynak.
  2. Bol tekrar.
  3. Göz hafızası.

Bu 3 anahtarı daha ayrıntılı anlatmaya çalışacağım diğer yazılarımızda buluşmak üzere.

Sağlıcakla kalın.